TÜRKİYE’NİN EKONOMİK SORUNU STAGFLASYON

Stagflasyon kısaca enflasyonla işsizliğin aynı anda görülmesi durumudur. Ekonomi resesyona ( durgunluk ) girmiştir. Öncelikle stagflasyon un tarihinden kısaca bahsetmem gerekirse ilk defa dünyada 1974 senesinde OPEC ( petrol kartelleri ) petrol piyasasındaki düşük kar oranları vede ucuz petrolü daha fazla satmak istememesi nedeniyle petrol fiyatlarını bi anda 4 katına çıkarmıştı. %400 lük bi artış o malın hammaddesi olduğu sanayileri vurdu. Çok yüksek girdi maliyetleri fiyatların artmasına neden olurken, artan fiyatlar karşısında taleplerini düşüren hanehalkı tüketimide sektördeki satışları, karları azaltarak firmaların üretimlerini kısmalarına ve işçi çıkarma yoluna gidilerek küçülmeye başlamışlardı. Bugün ise Türkiye’de bi benzeri yaşanmaktadır. TÜİK ( Türkiye İstatistik Kurumu ) verilerine göre işsizlik %14.7 olurken, tarış dışı istihdam %16.4 civarlarında vede genç işsizlik %30-35 civarında gerçekleşmektedir. Enflasyon ise görünen %26 iken reel olarak bi kg soğanın 1 tl den 10 tl ye çıkması sanırsam enflasyonun hiperenflasyona dönütüğünü ve ortalam enflasyon sepetinin tahminimce %150-200 civarında gerçekleştiğidir. Tabikide halka bu kadar çok söylenmiycektir lakin en basitinden sebze meyve fiyatlarındaki fiyat artışlarının 2-3 katına çıkması bu öngörümü desteklemektedir.

Stagflasyondan çıkma yöntemleri aynı anda ve eşgüdümlü olarak uygulanmasıdır. sadece para arzını kısmak toplam talebi etkileyerek enflasyonu düşürebilir lakın işsizliği katlayarak büyütür. Sadece genişleyici para ve maliye politikalarınıda uygulamak işsizliği azaltır lakin eline harcanabilir geliri olacak olan insanların mal ve hizmet taleplerini dahada artırıcağından maliyet enflasyonu görünümündeki durumu talep enflasyonu şeklinde körükleyerek artırıcaktır.

Burdaki en önemli kıstas öncelikle yabancı sermayenin ister yüksek faiz vererek, ister yatırım teşfiklerinde sübvansiyon uygulayarak ( vergi indirimleri, işçi ücret ve sigorta maliyetleri düşüşü ) uygulanarak eşgüdümlü olarak ülkeye döviz girerek kurları düşürüp aynı zamandada yatırım ımkanı sağlanıp işsizliği azaltma politikasıdır. Eşgüdümlü uygulanırsa başarı şansı yüksektir. Lakin para güven duyduğu yere gelir. Para eğer kendini güvende hissetmezse ki son dönem ülkemizdeki seçim kaosu gibi durumlar hukukun üstünlüğünü zedeleyerek yabancı sermayeninde kaçmasını neden olmasını engellemek için bi an önce seçim muhabbetinden çıkılıp acilen ekonomik politikalara ağırlık verilmelidir.

ÇİN-TÜRKİYE ASGARİ ÜCRET KARŞILAŞTIRMASI VE İŞÇİNİN ÜSTÜNDEKİ SIKINTILAR

İhracata dayalı iki tipik benzer ülke olan ÇİN ve TÜRKİYE nerdeyse birbirine çok yakın olan işçi ücretleri baskılanmış. Sebepleri ise uluslararası ticarette fiyat rekabeti elde ederek pazar payı kapma çabalarıdır. 1980 liberalizmi ile TÜRKİYE sendikaların kafasının ezilerek işçinin hakkının savunamayacağı kağıt üstünde var olan ama fiilen işlenemeyen bi mekanizma haline getirildi. Bu olgu günümüzde bile işçinin kıdem tazminatının elinden alınıp açlık sınırında çalışmaya mahkum eden bi ekonomik politikaların ürünüdür. Çünkü 2 benzer ülkede çok yüksek teknolojili ürünler elde edemediğinden çok uluslu şirketlerin buralarda örneğin nıke, adidas çin üretim tesisleri toyota türkiye üretim alanı gibi benzerlikler göze çarpmaktadır. Gerçi çin bu inovasyon çalışmalarında iyi noktaları kat etti ama hala yeterli değiller.

TÜRK ve ÇİN’li insanların neden yurtdışında gitmeye, orda emeklerinin karşılıklarını bulabilmek için AVRUPA ve ABD ülkelerini tercih ettikleri rakamlarla ortadadır. ( ÇİN 354, TÜRKİYE 381, ABD 2000 dolar asgari ücret). Olaya satın alma gücü anlamında bakarsak TÜRKİYE içler acısı durumda. Enflasyonun görünün %26 hissedilen %110-150 civarında olduğu ülkede insanların insani bile ihtiyaclarını karşılamakta zorlanmaları insanları yeni arayışlara sevk etmekte. bkz https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-41331921

Karar sizindir fakat imkanınız varsa tabiki yurtdışında hayatınızı devam ettirmeniz sizin adınıza çok daha faydalı olacaktır. Türkiye borç yükünü sürekli halkına ödeten harcanabilir gelirini azaltan, tasarruf oranlarının bu yüzden düşük kaldığı, insanların giyim, ev kirası, yeme, içme gibi insanı fonksiyonlarını bile bu maaşlarla zorlanmaları yetmezmş gibi elinde 3 kuruş tasarrufu olan insanlarında paralarının mevduat hesaplarında karlarına ortak olunmaları ( Mart ayı döviz mevduat stopaj oranının %13 ten %20 ye cıkarılması ) birde enflasyonun paranın satın alma gücünü yemesiyle en basit örnekle patates soğanın bile 10 TL leri gördüğü ortamda birde seçim belirsizliğinde yabancı sermayenın endişelerinin artıp ülkeden döviz çıkışının artması önümüzdeki günlerde doların daha da artıcağını işaret etmekte.

Eğer ihracatçı değilseniz, yüksek sermayeniz yoksa sürekli ezilen grubun içinden çıkamıycaksınız yüksek ihtimalle. Hepinize iyi haftasonları dilerim..


DEMANS HASTASI AMCA İLE YAŞADIKLARIM

Bugün sizlere demans hastalığına yakalanmış ama benim konuşmanın ortalarında anladığım bi amca ile anımı anlatmak istiyorum. Hem biraz farkındalık yaratmak hemde yaşlı insanlara saygısızlık yapanların utanması amacıyla yazımı ele almış bulunmaktayım. Bugün bi mükellefimle görüşmek için Sirkeci tarafına geçmiştim. “Tam metroya bineceğim, bir tane yaşlı amca makinenin önünde panik yapmış, dolduramıyor kartı. Arkasında birkaç tane genç birikmiş bağırıyor amcaya “- Hadi be, n’apıyosun, flört mü ediyosun makinayla” Tabi bunu duyunca delirdim. N’apıyosunuz ya dedim, birinide dövecektim kaçmaya başladılar bağırarak üstlerine koştuğumu görünce gittim amcaya yardım ediyorum. Canım amcam sen ne istiyorsun dedim, kartım yok dedi, doldurduk kartını dedim, al istediğin yere git bununla, hatta sen başvuru yap senin yaşına ücretsiz ulaşım dedim. Neyse bende doldurdum kendi kartımı metroya geldim. Baktım amca orada bekliyor hala, ne oldu dedim. Yavrum adres soracaktım, beni azarlarlar diye soramadım, seni bekledim dedi. Olur mu öyle şey amcam dedim, peki nereye gidecektin sen dedim. Üsküdar Marmaray dedi. Amca Sirkecideyiz karşı tarafta o. Nasıl buraya geldin, çok uzak değil ama ters geldin dedim. Kafasını eğdi. Dur dedim anlattım ona. Burdan gişelere git, ordan sarı çizgiyi takip et, Marmaraya bin, ordan 1 durak sonra Üsküdar Marmaraydasın dedim. Baktım amca mahzun mahzun bakıyor, anlamamış durumu, tamam dedim amca gel gidiyoruz. Atladık metroya gidiyoruz Üsküdara doğru, yolumuz var da var. Muhabbet olsun diye sordum “amca sen nerelisin”. Malatya dedi. Var mı kayısı bahçesi filan dedim, dedi ki; yavrum ben emekli ağır ceza hakimiyim. Vayy be dedim içimden. Onlarca kişiye müebbet dağıt, 40 yıl, 50 yıl hapis ver, sonra gel metroda kartı şaşır, ey insanoğlu… Sonra, amca dedim Malatyadan İstanbula neyle geldin, uçakla mı otobüsle mi? Amca dedi ki, hatırlamıyorum. Dedim amca valizler nerde? 3 yaşındaki çocuk gibi yüzüme baktı nerde dedi… O an anladım amca demans hastası, yani kişisel tarihini unutmak, kendi geçmişini silmek. Peki amca nereye dedim, “OĞLUM BENİ, ÜSKÜDAR MARMARAY’ DA BEKLİYOR” dedi. Neyse, telefon nerede amca dedim. Nerede dedi, dedim iş sıkıntı, neyse indik Üsküdar Marmaraya. Oturduk bekliyoruz gelen giden yok, dedim amca kimliği ver. Baktım adına soyadına, sonra bir tanıdığı aradım. Dedim böyle böyle kimdir bu yakını vs bir numara bulur musun? Sağolsun yardımcı oldu. Harbiden Malatyalıymış, kızının numarası geldi, aradım dedim; gece gece rahatsız ettim ama… Daha lafımı bitirmeden Üsküdar Marmarayda mısınız dedi evet dedim, şaşırdım da tabi. Dedi ki, size eniştenin numarasını vericem onu arayın. Aldım numarayı aradım enişteyi, dedim gece gece rahatsız ediyorum ama… O da hemen Üsküdar Marmarayda mısınız dedi, evet dedim. Ya herkes biliyor acaba ben mi bilmiyorum. Niye burdayız derken enişte geldi birazdan. Gelir gelmez sarıldı bana, ben başladım azarlamaya demans hastası bu adam niye tek başına salıyorsunuz dışarı. 3 yaşında birini salmakla aynı şey! Kim o oğlu da burada bekliyorum diyor amca
– Abi demans hastası, evet geçmişindeki hiçbir şeyi hatırlamıyor, doğru. Ama oğlu polisti. 3 yıl önce şehit oldu! Ve oğluyla son telefon görüşmesinde “BABA ÜSKÜDAR MARMARAY’DA SENİ BEKLİYORUM” demişti… Her şeyi unuttu, onu unutmuyor, arada evden kaçıp buraya geliyor. Dizlerimin bağı çözüldü. Kaldım öylece, neyse onlar gitti, kafamda cümleler dolaşıyor. Belki dedim oğlu gerçekten de oraya geliyor ama biz göremiyoruz. Sonra konu üzerine bir kez daha düşündüm. Demans hastalığı bizim de hastalığımız, toplum olarak geçmişimizi unuttuk, sağa sola savruluyoruz nereye gittiğimizi bilmeden. Kim olduğumuzu unuttuk. Nereye gideceğimizi unuttuk…”

DOLAR KURUNDAKİ YÜKSELİŞ VE YENİ EKONOMİ POLİTİKASI ( YEP )

Merkez Bankası tarafından yayınlanan son verilere göre:

Yabancı yatırımcı, geçen hafta net 156,4 milyon dolarlık hisse senedi, 38,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi ve 33,1 milyon dolarlık Şirket Borçlanma Senetleri sattı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık menkul kıymet istatistikleri açıklandı. Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 5 Nisan haftasında net 156,4 milyon dolarlık hisse senedi, 38,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 33,1 milyon dolarlık Şirket Borçlanma Senetleri (ŞBS) sattı.http://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/piyasa-haberleri/yabanci-yatirimcinin-hisse-senedi-dibs-ve-sbs-stoku-aciklandi_ID1454233/

Peki bu ne anlama geliyor. Türkiye Cumhuriyeti’ne olan güven kaybını gösteriyor. ABD Merkez bankası ( FED ) henüz bi faiz artışı uygulamadığı halde ve Dünya piyasası’nda en yüksek faiz oranı veren ülkelerden biri olmamıza rağmen yabanca sermayedarların ödünç verilebilir fon piyasalarından ( hisse senedi,tahvil,bono.. ) çıkması son seçimlerdeki demokrasi sınavını geçemememiz vede güven kaybından dolayı tedirgin olan sıcak para geri kaçmakta. Peki doları nasıl arttırıyo dersek ilk girişte elindeki kendi milli paralarını ( dolar,euro,yen vs ) olan döviz cinsi paralarını TCMB ( TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI ) yada Merkez Bankası’nın onay verdiği bankalardan paralarını bozdurup karşılığı gelen ücret kadar TL almakta vede ödünç verilebilir fon piyasalarına bu para akmakta. İlk geldiklerinde bi anda döviz miktarında artış olduğundan Dolar/ TL paritesinde TL sabit kalırken Dolar’ın artması oran olarak artmasına buda paranın bollaşmasından dolayı kur üzerinde baskının hafiflemesine ve kurların düşmesine neden olur. Şuanda ki senaryoda ise aynı şekilde ödünç verilebilir fon piyasalarından ellerindeki hisse senetlerini, devlet iç borçlanma senetleri gibi türev araçları satarak parasını tekrar Merkez Bankası’ndan kendi para cinslerine çevirerek piyasadan çıkmakta. Çıkan para ani bi şekilde kur talebi arttırdığından Dolar pariteside yükselişe geçmekte. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kur oranlarının artması daha çok ihracat yapma şansı sunarken ithalatıda kısmakta. Çünkü kur artışından dolayı ithal mallar pahalılaştığından yerleşikler ( TC üzerinde yaşayan halk ) ya daha fazla tasarrufa yada yerli ürünleri tüketmesine sebep oluyor. İhracat artıp ithalat azalırken bu cari dengemizede nispi anlamda katkı sağlıyor ama burdaki en önemli sorun maliyet enflasyonlarını tetiklemesinden oluşuyor. Çünkü yerli sanayinin girdi ekipmanları,hammaddeleri ithal mallardan oluşmakta vede kur artışından dolayı girdi maliyetleri artıcağından fiyatlarda artıp enflasyonun daha çok körüklenmesine sebebiyet vermekte.

Kafanızda enflasyonun açıcağı tahribatları daha net göstermek istersek

Enflasyon tanım gereği fiyatların genelindeki sürekli artıştır. Yani aynı hayat standartlarında kalmak için zaman içinde sürekli daha fazla para ödememiz gerketiğidir. Yada geliriniz enflasyon oranı kadar hızlı artmıyosa büyük ihtimal refah seviyenizi azaltıp tasarrufa yonelıceksınzı yada ben hayat kalitemden taviz vermem derseniz borçlanmak zorunda kalıcaksınız. Enflasyonun nedne olduğu birkaç tahribat

1= Paranızın satın alma gücü azalır. Aynı miktar para ile daha az mal ve hizmet alabilirsiiz.

2= Paraya olan güven azalır. Paranın değer biriktirme ve değişim aracı olma işlevleri ortadan kalkar. Yani artık tasarruflarınızı yada mevduat hesaplarınızı TL şeklinde değilde altın, dolar, tahvil gibi araçlarla sağlamış olursunuz.

3= Belirsizlik oluşur. Üreticiler fiyatları belirlemekte, tüketicilerse fiyat değişimlerini takip etmekte zorlanırlar.

4= Gelir dağılımı bozularak gelir dağılımında adaletsizlik oluşur. Yüksek enflasyon zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar.

5= Merkez bankası enflasyonla mücadele etmek için parasal sıkılaştırma ( faiz oranlarını arttırır) yaparak piyasadaki likitideyi kısar. Buda ekonomide talep yönünde daralmaya, işsizliğin artmasına vede ekonominin yavaşlamasına neden olur.

Yazımın sonlarına yaklaşırken birazda YEP programının içindeki BES sisteminden bahsetmek istiyorum. İnsanların harcanabilir gelirleri üzerinden kesinti yaparak fon oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu kesintiler 2 sonucu doğurur. İlki çalışanların harcanabilir gelri seviyesi düşerek talepte azalmaya neden olur. Buda çarpan mekanizması aracılığıyla milli gelirde bi azalışa neden olur. Kişi başı milli gelir düşerek orta gelir tuzağından çıkılması zor sürece iter. İkinci nedeni ise
Sistemde biriken fonların sermaye piyasaları üzerinden reel sektöre ve sürdürülebilir büyümeye kanalize edilmesi sağlanacak. Bu sayede şirketler çok daha kolay, ucuz ve uzun vadeli bir biçimde yeni yatırımlarını finanse edebilecek. Tabi I ( özel sektör yatırım harcamaları ) artışına destek olur elbette işsizlikle mücadele noktasındada iyi bi yöntem fakat bu paranın hangi sektörde faaliyet gösteren firmalara aktarılıcağı burdaki en önemli temel husus. Yüksek teknoloji üretmek isteyen firmalara verilirse tabiki Yeni teknoloji üretimleri artırılarak ihracatımıza destek olup döviz gelirimizi arttır. Ama inşaat sektörü gibi verimsiz sektörlere kanalize edilirse ancak harcama yönünden suni bi gelir artışına sebep olur vede fon kötü kullanılmış vede ihracatı destekleyecek bi yatırım olmuş olmaz.

KİLO VERMEK İÇİN BİRKAÇ PRATİK TÜYO

Kilo verme olayını kafanızdan çıkartın. Aslında çok basit bi olaydır, Aldığın kalori verdiğin kaloriden azsa zayıflamaya başlarsınız. Lakin ben kalori kontrolleri yaptırmayı seven birisi değilim. Hiçbi zamanda önermedim. ” Sadece yeşillik yiyerek kilo veremezsin, bi çikolata yedin diyede kilo almazsın.” Aslında bu söz çoğu şeyi açıklıyor benım kanaatimce. Bende bu yollardan geçerken tek tip beslenmedim, en önemli sorun budur sadece protein diyeti yada sadece yeşillik, 0 karbonhidrat. Yok böyle bişey çıkartın aklınızdan. Ama şöyle düşünmenizi istiyorum, kalorili bişey yediğinizde ( tatlı, abur cubur, gece yemeleri, unlu mamuller, fast-food yiyecekler ) aklınıza ne geliyorsa ne zaman canınız çektiğinde yemek isterseniz beyninizden şöyle bi düşünce geçsin. Ben bunu yersem yarım saat bilemedın 1-2 saate tadı damağımdan gidicek peki ya bende yapışıp kalan kalorisi, vücudumun insülin direncini arttırması, yağ parcalanmasını durdurması. Ben hiçde yemeyin diyemem ayda 1 kendinizi ödüllendirin çıkın doyasıya istediğinizi yiyin ama geri kalan 29 günün hakkını vermeniz şartıyla. Gerçekten inanın kolay bir iş değil, her canınızın çektiğini yerseniz her istediğinizide giyemezsiniz.

Menüleriniz bol protein ağırlıklı olsun. Nedenini merak ediyosanız hemen açıklayalım:

Proteinin çok iyi iştah bastırıcı özelliği vardır, ayrıca protein sindirilirken enerji harcandığından metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olur. Vücutta proteinin sindirimi basit karbonhidratlardan daha zordur. Vücudumuz proteini sindirirken, daha fazla çaba sarfeder ve sindirim sırasında daha fazla enerji harcar. Az karbonhidratlı ve yeterli protein içeren yağsız (balık, yağsız yoğurt,yumurta, beyaz et gibi) ana öğünler tercih etmenizi ve en az 2 ara öğünü beslenmenize eklemenizi öneririm.

Hareket kabiliyetinizi arttırmanızı istiycem mesela. En ufak işi bile kendiniz yapın, eşinizden anne babanızdan su istemeyin kalkın kendiniz için.
İşteyken veya metroya giderken, asansör yerine merdiven kullanmamız gerektiğini, markete varmadan biraz önce aracımızı park edip hareket edin. Her yere arabayla gitmeye çalışmayın yürünebilecek mesafedeyse yürüyün. Yani bu liste dahada uzatılır değinmek istediğim nokta tembellik etmeyin hareketi hayatınızın tam ortasına koyun tembelliği değil.

Bilinen şu ki 1 kilo kas 1 kilo yağdan çok daha fazla kalori harcamamızı sağlar. Vücut kompozisyonunuz metabolizmanızın temelini oluşturuyor. Ortalama yarım kilo yağ günde 15 kkal yakmamıza sebep olurken, yarım kilo kas günde 85 kalori yakımı sağlıyor. Neredeyse kaslarımız günde 6 kat daha fazla kalori yakmamıza yardımcı oluyor. Yani kaslı bir vücuda sahip olmak sadece görsel olarak fayda sağlamakla kalmıyor, kalori yakımını da arttırıyor. Sporun bir diğer avantajı da harcanan kaloriden çok metabolizmayı hızlandırması. Ayrıca yapılan egzersizlerle beraber kas kazanırken, metabolizma hızımızı da arttırırız.

Bu arada unutmadan kilo problemi olupta kendisiyle barışık olan, zayıflamaya niyeti olmayan arkadaşlarınız varsa çevrenizde onlardan en azından istediğinizi alana kadar bi dönem uzak kalmanızda fayda var. Şimdi o ister sağlıksız fast food yiyecekler kıramazsın sende yersin, gidersin 3-5 biraz içersin bel çevren genişler. Bu tarz zararlardan korunmakta senin elinde tabiki.

En önemlisine gelmek istiyorum artık vede benim için en değerlisidir. Teoride herşey tamam uyku düzenine dikkat edilicek, kaloriden uzak durulucak, şeker,tuz,un tüketilmiycek, bol su içilicek, hareketli bi yaşam için bazı alışkanlıklarımız değişik vs vs. Yalnız bunları pratikte uygulamak için motivasyonunuzun her zaman en üst seviyede olmasına özen gösterin. Gerçekten istemezseniz zayıflayamıycaksınız, hep bi bahaneniz olucak söylediklerimi yapmamak için. Hırslı olun, inat edin, isteyin gerisi gelir çok da düşünmeyin o saniyeden sonra kilolarınızı..

BAŞARININ ÖNÜNDEKİ İKİ ENGEL : ZİHİN VE ÖNYARGI

Yazıyı okumadan öncelikle videoyu izlemenizi istiyorum. İzledikten sonra yazımı okumaya devam edebilirsiniz. Hayatınızda yapabilicekleriniz için öncelikle önyargılı davranmayın ve zihninizde büyütmeyin. Düşünsenize asırlar önce sadece ok ve taş kullanıp mağaralarda yaşayan insanlar bugün Mars’ta hayat varmı, yaşanabilir mi diye araştırmalara yapan döneme geliş sürecimizi düşünün. Bir zamanlar bu Dünya’ya muhtaçken şimdi sınırlarını aşıp burdan çıkış planları yapmayı düşünmemizin ardındaki nedenler aslında basittir. Hayal etmekten vazgeçmemek vede inandığınız değerler uğruna savaşmak. Hayatta ne yapmak isterseniz ama geçekten isterseniz vede çevrenizdeki insanları dinlemezseniz sadece kendi yüreğinizi dinleyip, kendinize inanırsanız emin olun ki başaramayacağınız hiçbişey yok bu hayatta.

Kendini değerli görüyor musun ? kendi değerini neye göre belirliyosun ? kendi düşüncelerine, kendi inançlarına, kendi prensiplerine göre mi yoksa başkalarının düşüncelerine göre mi ? cevap basit bu yazıyı okuyan çoğu insan için başkalarının düşünceleri senin için daha önemli. O sana aptal diyo kendini aptal sanıyosun, o sana yapamazsın diyo yapamıycağını sanıyosun, o sana bi halt olamazsın diyo sende benden bi halt olmaz diye etrafta geziniyosun. Sonra neden başarılı olamadım diye etrafa soruyosun. Etrafı bırak yıllarca etrafa sordun ve bu yüzden başarılı olamadın. Artık etrafa sormuycaksın, artık yüreğinden başka kimseyi umursamıycaksın ve bu sayede başarılı olacaksın. Çünkü insanın başarısızlığının önündeki en büyük yargı hayatı boyunca başarılı olamamış insanların senin düşüncelerine darbe vurmasına izin vermendendir. Düşünsenize hayatı boyunca başkalarının hayallerini gerçekleştirmek için maaşla çalışmış insanı, yada her yaptığı işte sürekli en ufak zorlukta vazgeçmiş, kaçmış, savaşamamış insanları. Gerçekten onlar sizin düşüncelerinize tercüman olabilir mi ? yada böyle insanlardan sizin hayallerinize destek olmasını, onlardan güç almanızımı bekliyosunuz ciddi ciddi.

Bugüne kadar ne yaşadıysanız yaşadınız, artık devam etmek zorundasın, artık s*ktir etmek zorundasın, bu yükü omuzlarından atmak zorundasın. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın sen yolunda yürü ve onlara hadlerini bildir. Hiçbirşey bir anda olmaz, hiçbir başarı bir anda gelmez. Bir yola girdiğinde insanlar seni pışpışlamaz aksine sana söverler, seni aşşağı çekmeye çalışırlar, seni mutsuz etmeye çalışırlar. Ama eğer sen güçlü olursan, eğer sen s*ktir etmeyi öğrenebilirsen bunların hiçbiri seni etkilemez. Hayat zordur başarılı olmak zordur ama olay zaten bu yüzden zevklidir. Bu yüzden yüzde 99 başarılı olamıyorken Dünya’yı yüzde 1 yönetir. Zor olanın üzerinde yükselmek zorundasın.

İşte önyargılarımızın nedeni buydu, zihinde bu önyargıları gerçekmiş gibi başaramıycakmışsın gibi inanarak hiçbişey yapmak için adım atmıyo, atsa bile belkide savaşçı kimliğini öğrenemediği için mücadele edemiyor. Mesela ben kendimden size örnek veriyim. Kilo vermeye çalışırken çok fazla sorun karşıma çıktı, ilkokul çağlarımdan itibaren yüzüme vurula vurula kendime olan inancımı kaybetmiştim taaa ki o güne kadar. Sadece yüreğime inanıp önyargımı kırarak, güvenli alanımdan çıkıp savaşmak istememle birlikte inanç, motivasyon, azim unsurlarınıda birleştirerek 5 ayda tam 54 kilo verdim. Bugün ise bol bol ingilizce kelime öğreniyorum vede aşçılık kursu alıyorum. Green card başvurum kabul edilirse eğer Amerika’ya hazırlığımı yapmış oluyorum şimdiden. Ret alırsam eğer İngiltere’ye dil kursu için gidip oraya yerleşmeye çalışırsam zorluk yaşamamak için. Orda belli bi müddet çalıştıktan sonra kendi işimi yapmak için gidiyorum aşçılık kursuna. İsteklerim için mücadele ediyorum sizde öyle yapın ama bunun için önce kendinizle barışın ve daha sonra sizi engelleyen ne varsa yapmak istediğiniz kilo vermek olabilir, yeni bir lisan öğrenmek isteyebilirsin yada iyi bi üniversite kazanmak için ders çalışıyo olabilirsin. Ne yaparsan yap öncelikle senden bi kağıda güçlü yanlarını yazmanı istiyorum. Güçlü yönlerinden yürüyebilirsin ancak kimisi çalışkandır, kimisi hırslı, kimisi cesur yada nasıl bi özelliğiniz varsa bu güçlü yanınızı ön plana çıkartıp ilk adımı atmalısınız. Sonra hedeflerinize doğru yürürken sizi engelleyebilecek ne varsa hayatınızdan çıkartın. Tv izlemek, video game oynamak bunlar boş şeyler arkadaşlar sizin gelişmeniz anlamında gerçekten size hiçbi yararı olmayan boşa zamanınızı çalan uğraşlar bunlar. ”Yalnız tek bir şeye ihtiyacımız vardır çalışkan olmak.” Sadece başarılı olmak istemekle olmuyo bu işler keşke öyle kolay olsaydı. Benim söylemek istediklerim bu kadardı. Bana eğer bi sorun olursa tek tek dinlemeye hazırım yorumlarda buluşalım..

WİZ KHALİFA FEAT CHARLİE PUTH – SEE YOU AGAİN LYRİCS


It’s been a long day without you my friend ( Sensiz uzun bir gün oldu arkadaşım )

And I’ll tell you all about it when I see you again ( Ve seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

We’ve come a long way from where we began ( Başladığımzı noktadan bugüne çok yol kat ettik )

Oh I’ll tell you all about it when I see you again ( Ah seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

When I see you again ( Seni yeniden gördüğümde )

Damn ( Kahretsin )

Who knew ( Kim bilebilirdi )

All the planes we flew ( Uçtuğumuz tüm uçakları )

Good things we’ve been through ( Yaşadığımız güzel şeyleri )

That I’ll be standing right here ( Tam burada olacağımı )

Talking to you about another path ( Seninle başka bir yol hakkında konuşarak )

I know we loved to hit the road and laugh ( Biliyorum kendimizi yollara vurmayı ve gülmeyi severdik )

But something told me that it wouldn’t last ( Ama içimden bir his bunun devam etmiyeceğini söyledi )

Had to switch up, look at things different, see the bigger picture ( Değişmek, her şeye değişik bir gözle bakmak, daha büyük resmi görmek zorundaydık )

Those were the days ( Ne günlerdi o günler )

Hard work forever pays ( Sıkı çalışmanın karşılığını sonsuza dek alırsın )

Now I see you in a better place ( Şimdi daha iyi bir yerde olduğunu görüyorum )

How could we not talk about family when family’s all that we got ? ( Sahip olduğumuz sadece ailemizken nasıl olur da aile hakkında konuşamayız? )

Everything I went through you were standing there by my side ( Yaşadığım her şeyde yanımda sen vardın )

And now you gonna be with me for the last ride ( Ve şimdi bu son sürüşte yanımda sen olacaksın )

It’s been a long day without you my friend ( Sensiz uzun bir gün oldu arkadaşım )

And I’ll tell you all about it when I see you again ( Ve seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

We’ve come a long way from where we began ( Başladığımzı noktadan bugüne çok yol kat ettik )

Oh I’ll tell you all about it when I see you again ( Ah seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

When I see you again ( Seni yeniden gördüğümde )

First you both go out your way ( Önce siz ikiniz yola çıkarsınız )

And the vibe is feeling strong ( Aranızda güçlü gibi gelen bir his vardır )

And what’s small turn to a friendship ( Ve bu ufak his arkadaşlığa döner )

A friendship turn into a bond ( Arkadaşlık bir bağa döner )

And that bond will never be broke ( Ve bu bağ hiçbir zaman kopmayacak )

And when brotherhood come first ( Kardeşlik öncelik olduğunda )

Then the line will never be crossed ( Sınır asla geçilmeyecek )

Established it on our own when that line had to be drawn ( Sınır çizilmesi gerektiğinde kendi kendimize çizdik )

And that line is what we reach ( Ve şuan da ulaştığımız şey o sınır )

So remember me when I’m gone ( Ben buralardan gittiğimde beni hatırla )

How could we not talk about family when family’s all that we got ? ( Sahip olduğumuz sadece ailemizken nasıl olur da aile hakkında konuşamayız ? )

Everything I went through you were standing there by my side ( Yaşadığım her şeyde yanımda sen vardın )


And now you gonna be with me for the last ride ( Ve şimdi bu son sürüşte yanımda sen olacaksın )

So let the light quide your way ( İzin ver ışık yolunu aydınlatsın )

Hold every memory as you go ( Giderken tüm anılarına tutun )

And every road you take will always lead you home ( Ve seçtiğin tüm yollar seni eve getirecek )

It’s been a long day without you my friend ( Sensiz uzun bir gün oldu arkadaşım )

And I’ll tell you all about it when I see you again ( Ve seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

We’ve come a long way from where we began ( Başladığımzı noktadan bugüne çok yol kat ettik )

Oh I’ll tell you all about it when I see you again ( Ah seni yeniden gördüğümde sana her şeyi anlatacağım )

When I see you again ( Seni yeniden gördüğümde )


KİLO VERMEYE YARDIMCI DİYETLER

Zayıflamak için hazırlanmış birçok diyet çeşidi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları iştahınızı azaltmaya odaklanırken diğerleri kalori, karbonhidrat veya yağ miktarını kısıtlamayı amaçlamaktadır.

Bu diyet çeşitlerinin her biri kendisini en iyisi olarak iddia ettiğinden dolayı, hangilerinin denemeye değer olduğunu bilmek zor olabilir. Ancak gerçek şu ki, her diyet çeşidi herkes için iyi seçenek olmayabilir, yani sizin üzerinizde işe yarayan diyet çeşidi başkası için işe yaramayabilir.

En Etkili Diyet Çeşitleri

1. Paleo Diyeti

Paleo diyeti, avcı-toplayıcı atalarınızın tarım gelişmeden önce yedikleri yiyecekleri yemeniz gerektiğini iddia etmektedir. Diyetin teorisi ise, modern hastalıkların çoğunun Batı diyeti ve tahıl, süt ürünleri ve işlenmiş yiyecek tüketimi ile bağlantılı olabileceğidir.

Bu diyetin atalarınızın yediği gıdaları gerçekten sağlayıp sağlamadığı tartışmalı olsa da diyet, birkaç etkileyici faydası ile yakından ilişkilidir.

Nasıl çalışır: Paleo diyeti; işlenmiş yiyecekleri, şekeri, süt ürünlerini ve tahılları bir kenara atarken, tam anlamıyla besleyici gıdaların, yağsız proteinlerin, sebzelerin, meyvelerin, kuruyemişlerin ve tohumların üzerinde durmaktadır.

Paleo diyetinin daha esnek versiyonları; peynir ve tereyağı gibi süt ürünlerinin yanı sıra patates ve tatlı patates gibi yumruların da tüketilmesine olanak sağlamaktadır.

Paleo diyeti ve kilo kaybı: Çeşitli çalışmalar; paleo diyetinin, önemli ölçüde kilo kaybına ve bel ölçüsünün azalmasını sağlayabileceğini göstermiştir. Çalışmalarda; paleo diyetini uygulayanlar, otomatik olarak daha az karbonhidrat, daha fazla protein ve günde 300-900 cal. daha az kalori almaktadırlar. (1)

Diğer faydaları: Diyetin; kolesterol, kan şekeri, kan trigliseritleri ve tansiyon gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azaltmada etkili olduğu belirtilmektedir.

Olumsuz yanı: Paleo diyeti, sağlıklı ve besleyici olan tam tahılları, baklagilleri ve süt ürünlerini ortadan kaldırmaktadır.

2. Vegan Diyeti

Vegan diyeti, tüm hayvansal ürünleri ahlaki, çevresel veya sağlık nedenleriyle kısıtlar. Veganizm ayrıca, hayvan sömürüsüne ve zulmüne karşı dirençle de ilişkilidir.

Nasıl çalışır: Veganlık, vejetaryenliğin en katı şeklidir. Diyet, etin beslenmeden çıkarılmasının yanı sıra süt, yumurta ve jelatin, bal, albümin, peynir altı suyu, kazein gibi hayvansal kaynaklı ürünlere ve bazı D3 vitamini formlarına da diyet listesi içerisinde yer vermemektedir.

Vegan diyet ve kilo kaybı: Vegan bir diyet, insanların genellikle kalori saymadan kilo vermelerine yardım etmede oldukça etkili gibi görünür. Çünkü, diyet içeriğindeki çok düşük yağ ve yüksek lif oranı, daha uzun süre tok hissetmenize yardımcı olabilir.

Vegan diyetler, diğer diyetlere kıyasla daha düşük vücut ağırlığı ve vücut kitle indeksi (BMI) ile tutarlı şekilde bağlantılıdır.

Yapılan 18 haftalık bir çalışma; vegan diyeti uygulayan kişilerin kontrol diyetindekilerden 4,2 kg daha fazla kilo kaybettiğini göstermiştir. Çalışmada, vegan grubun doygunluğa erişene kadar yemek yemesine izin verilmesine karşın, kontrol grubunun kalorileri sınırlandırılmak zorunda kalınmıştır.

Vegan diyetlerle yaşanılan kilo kaybı, aslında düşük kalorili alımı ile ilişkilidir.

Diğer faydaları: Bitki bazlı diyetler; düşük kalp hastalığı, tip 2 diyabet ve erken ölüm riski ile ilişkilendirilmektedir.

İşlenmiş eti sınırlamak aynı zamanda, Alzheimer hastalığı ve kalp hastalığı veya kanserden ölme riskinizi de azaltabilir.

Olumsuz yanı: Vegan diyetler hayvansal gıdaları tamamen ortadan kaldırdığından dolayı bu diyeti uygulayan kişiler, vücudun yaşam fonksiyonlarının sürdürebilirliği için ihtiyaç duyduğu B12 vitamini, D vitamini, iyot, demirkalsiyumçinko ve omega 3 yağ asitleri gibi çeşitli besin maddelerinden yoksun olabilir.


3. Düşük Karbonhidrat Diyeti

Düşük karbonhidrat diyeti, onlarca yıldır özellikle kilo verme konusunda popüler olmuş bir diyet çeşididir. Birkaç çeşit düşük karbonhidrat diyeti vardır ancak yine de bunların tümü, karbondhidrat alımını günde 20-150 gram arasında sınırlandırmaktadır.

Diyetin temel amacı; vücudunuzu, ana enerji kaynağı olarak karbonhidrat kullanması yerine yakıt için daha fazla yağ kullanmaya zorlamaktır.

Nasıl çalışır: Düşük karbonhidrat diyeti, karbonhidrat alımınızı ciddi şekilde sınırlandırırken sınırsız miktarda protein ve yağ alımı üzerinde durmaktadır.

Karbonhidrat alımı çok düşük olduğunda, yağ asitleri kanınıza doğru hareket eder ve bazılarının ketonlara dönüştüğü karaciğerinize taşınır. Böylelikle de vücudunuz birincil enerji kaynağı olarak, karbonhidrat yokluğunda yağ asitlerini ve ketonları kullanabilir.

Düşük karbonhidrat diyeti ve kilo kaybı: Çok sayıda çalışma; düşük karbonhidratlı diyetlerin, özellikle fazla kilolu ve obez kişilerde kilo kaybı için son derece yararlı olduğunu göstermektedir.

Bu diyetlerin, organlarınızın etrafına yerleşebilecek tehlikeli göbek yağını eritme konusunda oldukça etkili olduğu belirtilmektedir.

Düşük karbonhidrat diyeti uygulayan insanlar genellikle ketozis adı verilen bir duruma ulaşır. Birçok çalışma; ketojenik diyetlerin düşük yağlı, kalori kısıtlı bir diyetten iki kat daha fazla kilo kaybına neden olduğuna dikkat çekmiştir.

Diğer faydaları: Düşük karbonhidratlı diyetler, iştahınızı azaltır ve daha az aç hissetmenizi sağlar, bu da kalori alımınızda otomatik olarak bir düşüşe yol açar.

Ayrıca düşük karbonhidratlı diyetler kan trigliseritleri, kolesterol seviyeleri, kan şekeri seviyeleri, insülin seviyeleri ve tansiyon gibi birçok önemli hastalık riski faktörü üzerinde de yarar sağlayabilir.

Olumsuz yanı: Düşük karbonhidrat diyeti herkes için uygun değildir. Diyeti uygulayanlardan bazıları kendisini iyi, bazıları ise kötü hissedebilir. Nadir olsa da bazı insanlar “kötü” LDL kolesterolünde bir artış yaşayabilir.

Çok nadir durumlarda, çok düşük karbonhidrat diyeti “ketoasidoz” denilen ciddi bir duruma neden olabilir. Bu durumun emziren kadınlarda daha yaygın olduğu görünmektedir ve eğer tedavi edilmezse ölümcül olabilir.

Buna rağmen, düşük karbonhidrat diyetinin insanların çoğunluğu için güvenli olduğunu söyleyebiliriz.

4. Dukan Diyeti

Dukan diyeti, iki kilo kaybı aşaması ve iki koruma aşaması olarak 4 faza bölünmüş yüksek proteinli ve düşük karbonhidratlı bir zayıflama diyeti çeşididir.

Her aşamada diyette ne kadar kalacağınız, ne kadar kilo vermeniz gerektiğine bağlıdır. Her aşama kendi diyet düzenine sahiptir.

Nasıl çalışır: Diyetin kilo verdirme aşamaları temel olarak, sınırsız yüksek proteinli yiyecekler ve zorunlu yulaf kepeği yemeye dayanır.

Diğer aşamalar, bazı karbonhidrat ve yağları takiben nişastalı olmayan sebzelerin eklenmesini kapsar. Daha sonra, yeni kilonuzu korumak için daha az saf protein günü olacaktır.

Dukan diyeti ve kilo kaybı: Bir çalışmada; Dukan diyetini uygulayan kadınlar, günde yaklaşık 1.000 kalori ve 100 gram protein tükettiler ve 8-10 hafta sonunda ortalama 15 kg verdiği görülmüştür.

Ayrıca birçok başka çalışma; yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı diyetlerin kilo kaybı gibi olumlu gelişmeleri sağladığını göstermektedir.

Bu faydalar arasında daha yüksek metabolik hız, açlık hormonu olan ghrelinde bir azalma ve birkaç tokluk hormonunda artış bulunmaktadır.

Diğer faydaları: Kilo kaybının yanı sıra, Dukan diyetinin bilimsel literatürde kaydedilmiş faydaları yoktur.

Olumsuz yanı: Dukan diyeti hakkında çok az araştırma vardır.

Dukan diyeti, bilime dayalı olmayan bir strateji olarak hem yağ hem de karbonhidratı sınırlandırmaktadır. Yüksek proteinli diyetin bir parçası olarak yağ tüketmenin, hem düşük karbonhidrat hem de düşük yağlı diyetlerle karşılaştırıldığında metabolik hızı artırdığı gözükmektedir.

Dahası, ciddi kalori kısıtlaması ile elde edilen hızlı kilo verme önemli ölçüde kas kaybına neden olma eğilimindedir.

Kas kütlesi kaybı ve şiddetli kalori kısıtlaması vücudunuzun enerji tasarrufu yapmasına neden olarak kilo kaybettikten sonra, kilo almayı çok kolay hale getirebilir.

5. Atkins Diyeti

Atkins diyeti, diyet çeşitleri arasında en iyi bilinen düşük karbonhidratlı kilo verme diyetidir. Diyet yanlıları; karbonhidrat tüketiminden kaçındığınız sürece, istediğiniz kadar protein ve yağ yiyerek kilo verebileceğiniz konusunda ısrar etmektedir.

Düşük karbonhidratlı diyetlerin kilo kaybı için bu kadar etkili olmasının temel nedeni, iştahınızı azaltmalarıdır. Bu, düşünmek zorunda kalmadan daha az kalori almanızı sağlar.

Nasıl çalışır: Atkins diyeti dört aşamaya ayrılır. İki hafta boyunca günde 20 gram karbonhidrat yediğiniz bir indüksiyon aşamasıyla başlar.

Diğer aşamalar hedef kilonuza yaklaştıkça, sağlıklı karbonhidratları diyetinize eklemeyi içerir.

Atkins diyeti ve kilo kaybı: Atkins diyeti üzerinde kapsamlı olarak çalışılmış ve düşük yağlı diyetlerden daha hızlı kilo kaybı sağladığı bulunmuştur.

Diğer çalışmalar; düşük karbonhidratlı diyetlerin kilo kaybı için çok yararlı olduğuna dikkat çekmiştir. Özellikle karın boşluğunuza yerleşen en tehlikeli yağ olan göbek yağını azaltmada başarılıdırlar.

Diğer faydaları: Sayısız araştırmalar; Atkins diyeti gibi düşük karbonhidratlı diyetlerin kan trigliseritleri, kolesterol, kan şekeri, insülin ve tansiyon dahil olmak üzere birçok hastalık riski faktörünü azaltabileceğini göstermiştir.

Diğer zayıflama diyetleriyle karşılaştırıldığında, düşük karbonhidratlı diyetler kan şekeri, “iyi” HDL kolesterol, trigliseritler ve diğer sağlıkla ilgili belirtileri daha iyi hale getirmektedir.

Olumsuz yanı: Diğer çok düşük karbonhidratlı diyetler gibi Atkins diyeti de çoğu insan için güvenli ve sağlıklıdır, ancak nadir durumlarda sorunlara neden olabilir.

6. Zone Diyeti

Zone Diyeti, günlük kalori alımınızdan karbonhidratları %35-45 ve proteinler ile yağların her birini %30 oranında sınırladırmanızı sağlayan düşük glisemik yüklü bir diyet çeşididir. Sadece düşük glisemik indeksli (GI) karbonhidrat yemeyi önerir.

Bir gıdanın glisemik indeksi, tüketiminden sonra kan şekeri düzeylerinizi ne kadar yükselttiğinin bir tahminidir.

Zone diyeti başlangıçta; diyete bağlı enflamasyonu azaltmak, kilo kaybı sağlamak ve kronik hastalık riskini azaltmak için geliştirilmiştir.

Nasıl çalışır: Zone diyeti, her öğünün 1/3 protein, 2/3 renkli meyve ile sebzeler ve zeytinyağı, avokado yağo veya badem yağı gibi tekli doymamış yağlar ile dengelenmesini önerir. Ayrıca muz, pilav ve patates gibi yüksek GI(Glisemik İndeks) karbonhidratların tüketimini de sınırlar.

Zone diyeti ve kilo kaybı: Düşük glisemik indeks diyetleri ile ilgili çalışmalar oldukça değişken sonuçlara sahip. Bazıları Zone diyetinin kilo vermeyi arttırdığını ve iştahı azalttığını söylerken diğerleri ise, diğer diyetlere göre çok daha az kilo kaybına sebep olduğunu belirtmektedir.

Diğer faydaları: Bu diyetin en büyük yararı; kolesterol ve trigliseritler gibi kalp hastalığı için risk faktörlerinde bir azalma sağlamasıdır.

Bir çalışma; Zone diyetinin kan şekeri kontrolünü iyileştirebileceğini, bel çevresi ölçüsünü azalttığını ve tip 2 diyabetli fazla kilolu veya obez bireylerde kronik inflamasyonu azalttığını göstermektedir.

Olumsuz yanı: Bu diyetin bir kaç sakıncası, muz ve patates gibi bazı sağlıklı karbonhidrat kaynaklarının tüketimini sınırlamasıdır.

Intermittent fasting, aralıklı oruç olarak adlandırılan ve vücudunuzu oruç tutma ile yeme dönemleri arasında bir döngüye sokan diyet çeşididir. Bu diyet, yediğiniz yiyecekleri kısıtlamak yerine, onları ne zaman yediğinizi kontrol eder. Bu nedenle bir diyetten ziyade, bir beslenme düzeni olarak görülebilir.

Aralıklı oruç tutmanın en popüler yolları:

  • 16/8 yöntemi: Kahvaltıyı atlamayı ve günlük yemek yeme sürenizi sekiz saate kadar kısıtlamayı takiben kalan 16 saat boyunca oruç tutmayı kapsamaktadır.
  • Ye-dur-ye yöntemi: Ardışık olmayan günlerde haftada bir veya iki kez 24 saatlik oruç tutmayı kapsar.
  • 5:2 diyeti: Haftanın iki ardışık olmayan gününde, kalori alımınızı 500-600 kcal azaltırsınız. Kalan beş günde alımı kısıtlamıyorsunuz.
  • Savaşçı diyeti: Gün boyunca az miktarda çiğ meyve ve sebze, geceleri ise büyük bir öğün yiyebiliyorsunuz.

Nasıl çalışır: Aralıklı oruç genellikle kilo kaybı için uygulanır, çünkü nispeten kolay kalori kısıtlamasını sağlar. Genel olarak, yemek yeme dönemlerinde normalden çok daha fazla yiyerek açığı kapatmadığınız sürece daha az kalori tüketmenize yarayabilir.

Intermittent fasting ve kilo kaybı: Intermittent fasting, kilo kaybı için oldukça başarılı bir yöntemdir. 3-24 haftalık bir süre zarfında %3-8 oranında kilo kaybı sağladığı  gösterilmiştir, bu da çoğu kilo kaybı diyetine kıyasla oldukça fazla bir orandır.

Standart kalori kısıtlama yönteminden daha az kas kaybını sağlamasının yanı sıra, kısa vadede metabolik hızınızı %3.6-14 artırabilir.

Diğer faydaları: Intermittent fasting yöntemi; iltihap belirtilerini, kolesterol seviyelerini, kan trigliseritlerini ve kan şekeri seviyelerini azaltabilir.

Ayrıca Intermittent fasting, büyüme hormonunun (HGH) artması, gelişmiş insülin duyarlılığı ile hücresel onarımın gelişmesi gibi durumlarla bağlantılı olmuştur.

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar ayrıca; bu beslenme çeşidinin yeni beyin hücrelerinin gelişmesine, yaşam ömrünün uzamasına ve Alzheimer hastalığı ile kansere karşı koruma sağlamaya yardımcı olabileceğini göstermektedir.

Olumsuz yanı: Aralıklı oruç iyi beslenmiş ve sağlıklı insanlar için güvenli olsa da, herkes için uygun değildir.

Bazı araştırmalar; bu beslenme çeşidinin kadınlarda, erkekler üzerinde olduğu kadar faydalı olmadığını belirtmektedir.

Ek olarak; kan şekeri seviyesindeki düşüşe duyarlı olanlar, hamile kadınlar, emziren anneler, gençler, çocuklar ve yetersiz beslenmiş, zayıf veya besleyici eksikliği olan bazı insanlar, bu beslenme yöntemini uygulamaktan kaçınmalıdırlar.

LP – LOST ON YOU İNGİLİZCE – TÜRKCE ŞARKI SÖZLERİ ( LYRİCS )

Gelen maiiler üzerine kategori kısmına ing türkçe lycris şarkılar paylasıcam . Tabikide zayıflama sağlıklı yaşam bilgileride gelmeye devam edicektir. İyi seyirler..

When you get older,plainer,saner ( Yaşlandığın, daha sade ve aklı başında olduğunda )

When you remember all the danger we came from ( İçinden geldiğimiz bütün tehlikeleri hatırladığında )

Burning like embers, falling, tender ( Kor gibi yanan, düşen, hassas olan )

Long before the days of no surrender ( Teslimiyetin olmadığı günlerden çok önce )

Years ago ( Yıllar önce )

And well you know ( Ve pekala biliyorsun )

Smoke them if you got them ( Ele geçirdiğinde öldür onları )

Cause it’s going down ( Çünkü güneş batıyor. )

All I ever wanted was you ( Hep istediğim sendin )

I will never get to heaven ( Cennete asla gidemeyeceğim )

Cause I don’t know how ( Çünkü nasıl gidildiğini bilmiyorum )

Let’s raise a glass or two ( Bir – iki kadeh kaldıralım )

To all the things I lost on you ( Senin üzerinden kaybettiğim her şeye )

Tell me are they lost on you ? ( Söyle bana, senin üzerinden mi kaybedildiler ? )

Just that you could cut me loose ( Benden kurtulabilirsin )

After everything I’ve lost on you ( Senin üzerinden kaybettiğim her şeyden sonra )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Baby is that lost on you ? ( Bebeğim, senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Wishing I could see them back in nations ( Onları halk arasında yeniden görebilmeyi umuyorum )

Understand the toil of expectations in your mind ( Zihnindeki beklentilerin güçlüğünü anlıyorum )

Hold me like you never lost your patience ( Sabrını hiç kaybetmemişsin gibi tut beni )

Tell me that you love me more than hate me all the time ( Her zaman benden nefret etmekten daha çok beni sevdiğini söyle )

And you’re still mine ( Ve sen hala benimsin )

So smoke them if you’ve got them ( Ele geçirdiğinde öldür onları )

Cause it’s going down ( Çünkü güneş batıyor )

All I ever wanted was you ( Hep istediğim sendin )

Lets’s take a drink of ever lisk ( Her zamankinden bir içki alalım )

And turn around ( Ve geri dönelim )

Let’s raise a glass or two ( Bir – iki kadeh kaldıralım ) 

To all the things I’ve lost on you ( Senin üzerinden kaybettiğim her şeye )

Tell me are they lost on you ? ( Söyle bana, senin üzerinden mi kaybedildiler ? )

Just that you could cut me loose ( Benden kurtulabilirsin )

After everything I’ve lost on you ( Senin üzerinden kaybettiğim her şeyden sonra )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Baby is that lost on you ? ( Bebeğim, senin üzerinden mi kaybedildi ? )

Is that lost on you ? ( Senin üzerinden mi kaybedildi ? )


BAZAL METABOLİZMA HIZI NEDİR VE NASIL ARTTIRILIR ?

Bazal metabolizma; Kişilerin tam dinlenme sırasında kas hareketi yapmadan, vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizmaya bazal metabolizma denir. Yemekten 12 saat sonra tam dinlenme anında vücudun sadece yaşamaya yetecek fonksiyonlarını sürdürecek kadar ihtiyacı olan enerji seviyesidir. Bazal metabolizma hızı kullanılan oksijen miktarı ve oluşan kalori ölçülerek bulunabilir. Bazal metabolizma canlının yaşına, vücut ağırlığına, cinsiyetine ve çevre faktörlerine göre değişir.

BAZAL METABOLİZMA HIZINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Bazal metabolizma hızı yıllar geçtikçe azalır. En hızlı zaman aralığı çocukluk ve gençlik dönemidir. Nedeni büyüme döneminde vücut dokularının yapımı ek enerji
gerektirdiğinden bazal metabolizma daha hızlıdır. Büyüme tamamlandıktan sonra bazal metabolizma hızı düşmeye başlar. 25 yaşından sonra yılda %1 azalma görülür. 45 yaşından sonra %5 azalmaya başlar.

Kadınların bazal metabolizma hızı erkeklerden düşüktür. Nedeni kadın vücut yapısının erkek vücüt yapısına oranla kas kütlelerinin az yağ dokularının fazla olması nedeniyle bazal metabolizma hızı kadınlarda erkeklere oranla daha düşüktür ve 40’lı yaşlardan sonra erkeklere oranla kadınlar 2 kat daha hızlı yağlanmaktadırlar.

Adet kanaması döngüsü (mensturasyon) de metabolik hızı etkiler. Metabolik hız yumurtlama anından bir hafta önce en düşük, mensturasyondan hemen önce en yüksek düzeydedir.

Kendinizi test edin ve gerçekten diyete hazır olduğunuzda diyet yapın. Çünkü sık sık diyet yapmak metabolizma hızınızı yavaşlatır. Sık sık kilo alıp veren insanlarda bazal metabolizma hızı daha düşüktür.

Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür. Keza anemik kimselerde, bazı sinir hastalıklarında veya tiroid yetersizliklerinde bazal metabolizma hızı düşer. Bu yüzden hormonlarınıza en yakın sağlık ocakları yada hastanelerde baktırabilirsiniz. Eğer tiroid, büyüme ve erkeklik hormonu gibi hormonlar düşükse bazal metabolizma hızınızıda arttırarak kilo almanıza ve yağlanmanıza sebebiyet verir.

Metabolizma Hızınızı Nasıl Arttırabilirsiniz?

Dengeli beslenme: Güne kahvaltıyla başlayın, öğün atlamayın. 

Fiziksel aktivite: Gün içerisinde fiziksel aktiviteyi arttırmak ve haftada en azından 2-3 gün 40 dakika süren egzersizler sonucunda hem vücut enerji harcar hem de vücutta yağ kitlesi azalıp, kas kitlesinin artması sonucunda metabolizma hızı hızlanır. 

Yeterli protein tüketimi: Gün içerisinde vücudun ihtiyacı olan karbonhidrat, yağ, protein, vitamin ve mineralleri dengeli almalıyız, bu besin öğelerinin içinden özellikle proteinlerin termik etkisi (vücut proteini sindirirken daha fazla enerji harcar) yüksektir. Bu yüzden süt, yoğurt, peynir, yumurta, et, tavuk, balık, kurubaklagiller gibi protein içeren besinleri diyetimizde yeteri kadar almalıyız. 

Kendinizi hazır hissettiğinizde diyet yapın: Bazı dönemlerde bireyler kilo vermek isterler fakat çevresel veya psikolojik etmenlerden dolayı buna hazır değildirler. Bu durumda kendinizi test edin ve gerçekten diyete hazır olduğunuz dönemde diyete başlayın. Çünkü sık sık diyet yapmak metabolizma hızınızı yavaşlatır. 

Bol su için: Su içmek dolaşım sisteminizi hızlandırır ve vücudunuzu temizler. Kendinizi az yemeye alıştırmayın: Ne kadar az besin tüketirseniz, metabolizma hızınızda o kadar yediğiniz besinlerden aldığınız kaloriye kendini adapte eder. Bu yüzden az besin tüketmeyin, dengeli ve sağlıklı beslenin. 

Hep aynı şekilde beslenmeyin: Bazı kişiler her gün aynı saatte aynı besinleri tüketirler, sürekli aynı besinleri tüketmek yerine diyetinize çeşit katınız. 

Baharatları yemeklerinizde kullanın: Kırmızı acı biber, karabiber, zencefil gibi baharatlar metabolizmayı hızlandırır. 

Günde 2-3 fincan kahve tüketin: Kahve tüketimi metabolizmayı hızlandırır (hamilelikte, reflü / gastriti olanlarda, çarpıntısı olan kişilerde önermiyoruz.) 

Yeşil çay: Metabolizmayı hızlandırdığı yapılan çalışmalarda görülmüştür.

sizde öğrenmesini istediğiniz sevdiklerinizle paylaşmak isterseniz http://www.kocfirat.com