DOLAR KURUNDAKİ YÜKSELİŞ VE YENİ EKONOMİ POLİTİKASI ( YEP )

Merkez Bankası tarafından yayınlanan son verilere göre:

Yabancı yatırımcı, geçen hafta net 156,4 milyon dolarlık hisse senedi, 38,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi ve 33,1 milyon dolarlık Şirket Borçlanma Senetleri sattı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık menkul kıymet istatistikleri açıklandı. Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 5 Nisan haftasında net 156,4 milyon dolarlık hisse senedi, 38,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 33,1 milyon dolarlık Şirket Borçlanma Senetleri (ŞBS) sattı.http://bigpara.hurriyet.com.tr/haberler/piyasa-haberleri/yabanci-yatirimcinin-hisse-senedi-dibs-ve-sbs-stoku-aciklandi_ID1454233/

Peki bu ne anlama geliyor. Türkiye Cumhuriyeti’ne olan güven kaybını gösteriyor. ABD Merkez bankası ( FED ) henüz bi faiz artışı uygulamadığı halde ve Dünya piyasası’nda en yüksek faiz oranı veren ülkelerden biri olmamıza rağmen yabanca sermayedarların ödünç verilebilir fon piyasalarından ( hisse senedi,tahvil,bono.. ) çıkması son seçimlerdeki demokrasi sınavını geçemememiz vede güven kaybından dolayı tedirgin olan sıcak para geri kaçmakta. Peki doları nasıl arttırıyo dersek ilk girişte elindeki kendi milli paralarını ( dolar,euro,yen vs ) olan döviz cinsi paralarını TCMB ( TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI ) yada Merkez Bankası’nın onay verdiği bankalardan paralarını bozdurup karşılığı gelen ücret kadar TL almakta vede ödünç verilebilir fon piyasalarına bu para akmakta. İlk geldiklerinde bi anda döviz miktarında artış olduğundan Dolar/ TL paritesinde TL sabit kalırken Dolar’ın artması oran olarak artmasına buda paranın bollaşmasından dolayı kur üzerinde baskının hafiflemesine ve kurların düşmesine neden olur. Şuanda ki senaryoda ise aynı şekilde ödünç verilebilir fon piyasalarından ellerindeki hisse senetlerini, devlet iç borçlanma senetleri gibi türev araçları satarak parasını tekrar Merkez Bankası’ndan kendi para cinslerine çevirerek piyasadan çıkmakta. Çıkan para ani bi şekilde kur talebi arttırdığından Dolar pariteside yükselişe geçmekte. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için kur oranlarının artması daha çok ihracat yapma şansı sunarken ithalatıda kısmakta. Çünkü kur artışından dolayı ithal mallar pahalılaştığından yerleşikler ( TC üzerinde yaşayan halk ) ya daha fazla tasarrufa yada yerli ürünleri tüketmesine sebep oluyor. İhracat artıp ithalat azalırken bu cari dengemizede nispi anlamda katkı sağlıyor ama burdaki en önemli sorun maliyet enflasyonlarını tetiklemesinden oluşuyor. Çünkü yerli sanayinin girdi ekipmanları,hammaddeleri ithal mallardan oluşmakta vede kur artışından dolayı girdi maliyetleri artıcağından fiyatlarda artıp enflasyonun daha çok körüklenmesine sebebiyet vermekte.

Kafanızda enflasyonun açıcağı tahribatları daha net göstermek istersek

Enflasyon tanım gereği fiyatların genelindeki sürekli artıştır. Yani aynı hayat standartlarında kalmak için zaman içinde sürekli daha fazla para ödememiz gerketiğidir. Yada geliriniz enflasyon oranı kadar hızlı artmıyosa büyük ihtimal refah seviyenizi azaltıp tasarrufa yonelıceksınzı yada ben hayat kalitemden taviz vermem derseniz borçlanmak zorunda kalıcaksınız. Enflasyonun nedne olduğu birkaç tahribat

1= Paranızın satın alma gücü azalır. Aynı miktar para ile daha az mal ve hizmet alabilirsiiz.

2= Paraya olan güven azalır. Paranın değer biriktirme ve değişim aracı olma işlevleri ortadan kalkar. Yani artık tasarruflarınızı yada mevduat hesaplarınızı TL şeklinde değilde altın, dolar, tahvil gibi araçlarla sağlamış olursunuz.

3= Belirsizlik oluşur. Üreticiler fiyatları belirlemekte, tüketicilerse fiyat değişimlerini takip etmekte zorlanırlar.

4= Gelir dağılımı bozularak gelir dağılımında adaletsizlik oluşur. Yüksek enflasyon zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar.

5= Merkez bankası enflasyonla mücadele etmek için parasal sıkılaştırma ( faiz oranlarını arttırır) yaparak piyasadaki likitideyi kısar. Buda ekonomide talep yönünde daralmaya, işsizliğin artmasına vede ekonominin yavaşlamasına neden olur.

Yazımın sonlarına yaklaşırken birazda YEP programının içindeki BES sisteminden bahsetmek istiyorum. İnsanların harcanabilir gelirleri üzerinden kesinti yaparak fon oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu kesintiler 2 sonucu doğurur. İlki çalışanların harcanabilir gelri seviyesi düşerek talepte azalmaya neden olur. Buda çarpan mekanizması aracılığıyla milli gelirde bi azalışa neden olur. Kişi başı milli gelir düşerek orta gelir tuzağından çıkılması zor sürece iter. İkinci nedeni ise
Sistemde biriken fonların sermaye piyasaları üzerinden reel sektöre ve sürdürülebilir büyümeye kanalize edilmesi sağlanacak. Bu sayede şirketler çok daha kolay, ucuz ve uzun vadeli bir biçimde yeni yatırımlarını finanse edebilecek. Tabi I ( özel sektör yatırım harcamaları ) artışına destek olur elbette işsizlikle mücadele noktasındada iyi bi yöntem fakat bu paranın hangi sektörde faaliyet gösteren firmalara aktarılıcağı burdaki en önemli temel husus. Yüksek teknoloji üretmek isteyen firmalara verilirse tabiki Yeni teknoloji üretimleri artırılarak ihracatımıza destek olup döviz gelirimizi arttır. Ama inşaat sektörü gibi verimsiz sektörlere kanalize edilirse ancak harcama yönünden suni bi gelir artışına sebep olur vede fon kötü kullanılmış vede ihracatı destekleyecek bi yatırım olmuş olmaz.

Bir Cevap Yazın